Soğuk kış günlerini yaşadığımız şu günlerde, hastalıklara karşı çocuklarımızı ve kendimizi korumamız ayrı bir önem taşıyor. Bunun için bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz şart!
Başta Latin ülkeleri ve Amerika olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de görülen ve hızla yayılan, hatta ölümlere neden olan gündemden düşmeyen bir konu: H1N1 virüsü, yani Domuz Gribi!
Diğer grip türlerinde de olduğu gibi domuz gribinden de korunmak için hijyen kurallarına uygun hareket etmek esastır, ancak bu sizi virüse karşı koruyamaz. Korunabilmek için immün sisteminizin, bir diğer adıyla bağışıklık sisteminizin, yani savunma sisteminizin güçlü olması gerekir. Eğer sık nezle ve/veya grip oluyorsanız bağışıklık sisteminizin güçlü olmadığını bilmeniz gerekir.
Bağışıklık sistemimizi etkileyen en önemli nedenler BESLENME, UYKU ve STRES’tir.
Stres bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun yeterli savunma yapamamasına, dolayısıyla hastalığa yakalanma riskinin artmasına neden olur.
Uyku ise bağışıklık sistemini güçlendiren melatonin hormonunun salgılanması açısından önemlidir. Melatonin hormonu bağışıklık sisteminin güçlü olmasında etkilidir ve sadece gece uyku sırasında vücut tarafından salgılanır. Yeterli uyku alamayanlar yeterli melatonin alamaz ve bağışıklık sistemleri zayıflar.
Beslenmede ise, bağışıklık sistemi üzerinde önemli görevleri olan 7 besin öğesi vardır: B6 vit, Folik asit, E vit, C vit, Beta-karoten, çinko ve omega-3.
Beslenme bağışıklık sistemi üzerinde;
-
Antikor üretimi,
-
Hedefe özel öldürücü hücre oluşumu,
-
Vücudu savunmak için savaşan akyuvarların yapımı,
-
Bağışıklık hücrelerinin serbest radikallerin vereceği zarara karşı korunması,
-
Ön cephe savaşçılarının (B ve T hücreleri) sayılarının artması,
-
Doğal öldürücü hücrelerin sayısının artması,
-
Bağışıklık hücrelerinin çoğalması ve bu hücreleri harekete geçiren kimyasal maddelerin salgılanması gibi son derece önemli görevleri vardır.
Bu görevlerin dağılımını özetle vücudumuza giren yabancı bir maddeye karşı saldırı, karşı atak ve savunma gibi düşünebilir, adeta vücudumuzun silahlı kuvvetleri gibi değerlendirebiliriz.
Yalnız unutulmaması gereken önemli nokta, bağışıklık sistemini etkileyen uyku, stres ve beslenmenin, hastalığın oluşmaması açısından önemli olduğudur. Kişi hasta olduktan sonra hastalığın iyileşmesinde özellikle beslenmenin çok yeterli olamayacağı bilinmelidir. Bu nedenle sürekli ve çeşitli besinlerle beslenerek bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve sağlıklı tutmamız gerekmektedir.
Peki bu besin öğeleri hangi besinlerde var?
B-6 vit: Balık, tavuk, muz, patates, kurubaklagiller, brokoli, ıspanak, domates ve kuruyemişler
Folik asit: Yeşil yapraklı sebzeler, enginar, brokoli, bamya, kurubaklagiller ve kuruyemişler
E vit: Bitkisel yağlar, kuruyemişler ve yeşil yapraklı sebzeler
C vit: Kuşburnu, maydanoz, biber, yeşil yapraklı sebzeler ve meyveler
Beta karoten: Havuç, kayısı, kabak, kavun, şeftali gibi turuncu-sarı meyvelerde ve ıspanak, brokoli, maydanoz, dereotu gibi yeşil yapraklı sebzeler
Çinko: Balık ve diğer deniz ürünleri, etler, kuru baklagiller ve mantar
Omega-3: Balık ve yeşil yapraklı sebzeler
Bunlara ilave olarak antiviral ve bağışıklığı destekleyici özellikleri nedeniyle sarımsak, soğan, çörek otu, zencefil ve ıhlamur tüketilmesi önemlidir.
Tatlı yemeyelim ki tatlı konuşabilelim!
Şekerin, akyuvarların bakterileri yutma ve yok etme yeteneğini azalttığını gösteren çalışmalar vardır. 100 gm şeker içeren bir içeceğin 2 saat içinde bağışıklık işlevlerini yarı yarıya düşürdüğü ve bunun en az 5 saat sürdüğü belirtilmektedir. O nedenle şeker tüketiminin mümkün olduğu kadar azaltılması önemlidir.
Kimler risk altında?
Güçlü bağışıklık her yaşta kuşkusuz önemlidir. Ancak bazı gruplar için daha fazla önem taşımaktadır.
-
Bebekler; bağışıklık hücrelerinin tam olarak gelişmemiş olmasından dolayı,
-
Okul çağı çocukları; temasın yüksek olması nedeniyle,
-
Yaşlılar; bağışıklık sistemleri azaldığı için enfeksiyona yakalanma riski daha yüksek gruplardır.
O nedenle güçlü bir savunma için güçlü bir bağışıklık sistemi gereklidir. Küçük yaşlardan itibaren uygun alışkanlıkların kazanılması ve bu konuda bilinçli ve bilinçlendirici olmak çok büyük önem taşımaktadır.
Ünlü hekim Hipokrat’ın sözüyle yazıma son vermek istiyorum.
“İlacınız gıdanız, gıdanız ilacınız olsun !”
Uzm. Dyt. Nesrin Mutlu
Mutlu öğünler, mutlu günler!